Öldükten Sonra Ne Olacak?

New York’un Weill Cornell Medical Center doktorlarından Sam Parnia, ölümle ilgili çalışmalar yapan dünyanın bir numaralı bilim adamlarından biri. Parnia ve meslektaşları geçen hafta İnsan Bilinci Projesi’yle ilgili alınan ilk sonuçları paylaştı, bedenin dışına çıkmayla ilgili üç yıllık bir araştırmanın deneyimlerini anlattı. AWARE (AWAreness during REsuscitation – Canlandırma Sırasında Farkındalık) olarak bilinen çalışma, Avrupa, Amerika ve Kanada’daki 25 büyük tıp merkezinde 1500’e yakın kalp hastası üzerinde araştırılacak. Time Dergisi, Parnia ile projenin başlangıcı, şüpheler, akıl ve beyin arasındaki farklılıklar üzerine söyleşti.

Ölüme yaklaşan insanların deneyimlerini anlamak için ne tür bir yöntem kullanacaksınız?

Kalp durduğunda beyine kan gitmez. Bu yaklaşık 10 saniye içinde olur, beyin fonksiyonları durur. Bu süreçte insanların sadece yüzde 10 ya da 20’si birkaç dakika içinde ya da 1 saat sonrasında yaşama geri döndürülür. Yani önemli olan şu, tüm bunlar gerçek mi ya da hepsi bir yanılsama mı? Ölen kişiler kendilerini tavandan izlediklerini belirtiyor, çünkü sadece tavandan olan biteni görebilirsiniz. Eğer böyleyse klinik olarak olan 200 ya da 300 insanı geri getirebilir ve ne yaptığını, bu resimde ne gördüğünü anlattırabiliriz. Betin fonksiyonları çalışmasa bile bazı şeylerin devam ettiğine dair tartışmalar var.

Bu projeyi halka nasıl açıklıyorsunuz?

İnsanlar için ölmek nefes almamaktır. Bu herkesin bildiği sosyal algıdır. Ancak klinik tanımda kalp çarpmadığında, akciğerler çalışmayı durdurur ve sonuç olarak beyin çalışmayı bırakır. Doktorlar birinin göz bebeğinde ışık gördüklerinde, hareket olmayacağını bilirler. Göz refleksleri beyin sapı tarafından kontrol edilir ve burası yaşamamızı sağlar. Eğer beyin sapı çalışmazsa beyin kendini çalıştıramaz. Bu noktada bir hemşire çağırılır ve hastanın hayatını kaybettiği söylenir. 50 yıl önce insanlar bundan sonrasını keşfedememişti.

Öldükten sonraki süreci bugünkü teknoloji takip edebilir mi?

Şimdilerde ölen insanları yaşama döndürmeyi sağlayan teknolojileri geliştirmeye çalışıyoruz. Gerçekte bununla ilgili beyin hücrelerin daha az zarar görmesini ve ölmesini önleyen ilaçlar geliştiriliyor. 10 yıl sonrayı hayal edin, kalbi yeni duran bir hastaya veriyorsunuz ve mucize ilaç ölüm sürecinin daha yavaşlamasını sağlayarak zaman kazandırıyor. Ancak kişi o anda yalnızsa ne olacak? Gerçekten ne olacak? Kan akışının yavaşladığı bir an vardır, hücreler bu noktada kendilerini canlı tutabilirler mi? Bir saat sonra ya da uzun saatler sonra hücreler için çok geç olacağından kalbi tekrar çalıştırmamızın bir önemi yok. Burada önemli olan insan aklına ne olacak? İnsan aklına ölüm sırasında ne oluyor? Kalple birlikte çalışmaıs duruyor mu? Çalışması ilk 2 dakikada mı yoksa 2 saniye de mi sona eriyor? Bunları henüz bilmiyoruz.

Öldükten sonra tekrar hayata döndürülen kişide neler gözleniyor?

Gözleri açılıyor ve çok sıradan oluyor. Yaşadıklarını anlattıklarında insanların korkacaklarını düşünerek hiç kimseye birşey anlatmıyorlar. 10 yıldan fazla bir zamandır 500 ya da daha fazla kişiyle bu konuda görüştük. Anlattıklarının tutarlılığı açısından doktor ve hemşireleriyle de konuştuk ancak açıklayamadılar. İnsanların öldükten sonra ne olacağıyla ilgili bir bakış açısına sahip olmaları için bu tür örnekleri ‘Öldükten Sonra Ne Olur’ adlı kitabımda topladım.

Sizin gibi çalışmalar yapanlara karşı çıkanlar için ne düşünüyorsunuz?

Bilimin sınırlarını biliyoruz. Çoğu insan ‘öldükten sonra ölmüşsünüzdür’ yani yapılacak bir şey yoktur fikrine inanır. Ölüm sadece bir andır. Yaşarsınız ya da ölürsünüz. Tüm bunlar bilimsel bir temele oturmaz, sosyal bir kanıdır. Günümüzde 19. yy’da açıklanamayan birçok şeyi bilimsel olarak açıklayabildiğimiz bir noktadayız. Newton kanunları gibi evrene bakışımızı değiştirecek yeni bir fizik kuralına ihtiyacımız vardı.

Şimdi akıl, bilinç ve beyin birlikte ele alındığında, beyin ve akıl aynı şekilde muamele görür, çoğu vakada ayrı düşünülmez. Bilimsel olarak beyin ve akılın ayrı ayrı ele alındığı yeni bir yönteme ve yeni bir quantum fiziğine ihtiyaç var. CERN zerrecikleri bizi köklerimize geri götürecek bir çalışma olabilir. Big Bang patlamasından sonraki büyük başlangıca dair bilgi edinebiliriz. Çalışmalarda ilk kez teknoloji kullanılıyor ve bu araştırmanın sonuçlarını daha ulaşılabilir kılıyor. Bunun sonucunda sonumuz geldiğinde ne olduğunu göreceğiz. Devam etmeli miyiz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir