Sözlüm Evliymiş!

Hem “öteki” hem de “aldatılan” kadın olmuşum

Aysel K. (27) Bir buçuk yıldır beraber olduğu ve evlenmeyi düşündüğü sevgilisinin evli olduğunu öğrenmiş. Bunca zaman hiç şüphelenmediğini söyleyen Aysel, tesadüfen bir gün sözlüsünü bir alışveriş merkezinde başka bir kadınla kol kala görmüş. Üstelik kadın hamileymiş!

Çok çaresiz durumdaydım. Nasıl bu kadar kör ve aptal olabildiğime yanıyorum. Ailemle tanıştırdığım, aramızda söz kestiğimiz sevgilim, bana nasıl bu kadar kolay yalan söyleyebilirdi aklım bir türlü almıyor. Olanları kendime yediremiyorum ve düşündükçe ağırıma gidiyor. Utancımdan ne evden çıkabiliyorum, ne de babamın suratına bakabiliyorum. Bunlar yetmezmiş gibi, annem bahtsızlığıma ağlayıp duruyor.

İlk tanıştığımızda
Süleyman’la tanıştığımda Açık Öğretim’de öğrenciydim ve son senemdi. Bakırköy’de bir dükkanda tezgahtarlık yapıyordum. Dükkandan en yakın olduğum kişi Sevim’le yerdik yemeklerimizi. Molamızın son 15 dakikasını, meydanda bulunan çay bahçesinde laflayarak geçirirdik. Bize çaylarımızı getiren çocukla sürekli göz göze geliyordum. Sevim bana sürekli “Kızım dışarı çıktığımız mı var, nereden bulacaksın evlenecek birini. Yakışıklı çocuk. Bir şans versen ne olur?” deyip duruyordu. Nitekim bir süre sonra, çocuk gelip masamıza oturdu.

Çok mutluydum
Adı Süleyman’dı. İlerleyen günlerde bizim masamıza oturmaya devam etmişti. Bir süre sonra iyice yakınlaşmıştık. Anlattığı şeyler ilgimi çekiyordu. Gelecekten, yapmak istediklerinden söz ediyordu ve hepsi benim hayallerimle uyuşuyordu. Ona farklı bir gözle bakmaya başlamıştım. Süleyman’da aynı şeyleri hissediyormuş ve bana çay bahçesi dışında da buluşmak istediğini söylemişti. İzin günlerimiz birbirine uymadığı için Çarşamba olan tatil günlerini benimki gibi pazar günlerine çevirmişti. İki ay kadar sonra bir dağıtım firmasında iş buldu ve benim dükkandan ayrılmamı istedi. Hiç tereddüt etmeden kabul etmiştim.

Babam onu sevmedi
İlişkimizin yedinci ayında ailemle tanışmak istediğini söylemişti bana. Anneme göre, gelinlik çağım çoktan gelmişti ve Süleyman’ın evimize gelmesini onaylamış, babamdan da olumlu cevap almıştı. Böylece, Süleyman bizimkilerle tanıştı. Benimle evlenmek istediğinden söz etmişti babama. Süleyman gittikten sonra babam onun kendisine güven vermediğini söylemiş anneme. Umurumda da değildi. Çünkü Süleyman’ı her şeyden çok seviyordum. Nereden bilebilirdim babamın hislerinde haklı olduğunu…

Telefonu kapalıydı
Babamın ondan hoşlanmadığını söylediğimde, Süleyman çok üzüldü, beni bir hafta aramadı. Ona bir türlü ulaşamadım. Çünkü cep telefonu sürekli kapalıydı. Gururunu incittiğimi düşünerek, suçluluk duygusuna kapıldım ve günlerce ağladım. İş yerinden onu aradığımda, telefondaki kişi izne ayrıldığını söyledi. Tam ayrıldığımızı düşünüyordum ki, telefonum çaldı. Kafasını toparlamak için memleketine gittiğini söylüyordu bana. Ailesi çok muhafazakar olduğu ve benim hakkımda olumsuz bir izlenim vermek istemediği için bu sürede cep telefonunu kapatmıştı.

Aramızda sözlendik
Hafta sonu Sapanca’ya bir arkadaşının evine gideceğini, benim de gelip gelemeyeceğimi sordu bana bir gün. Annemlere o hafta sonu için Yalova’ya yerleşmiş olan liseden arkadaşım Merve’nin yanına gideceğimizi söyledim. Süleyman’la Yenikapı’da buluşup yola çıktık. O hafta sonu ilk defa bana dokunmasına izin verdim. Rüya gibi iki günün ardından istanbul’a geri döndük. Süleyman ertesi gün bana aramızda sözlenmemiz gerektiğini söyledi. Bir sonraki perşembe günü, yani birinci yılımızda, tanıştığımız çay bahçesine gittik ve yüzüklerimizi taktık.

Az görüşüyorduk
Aradan birkaç ay geçti. Süleyman’la eskisinden daha az görüşür olmuştuk. İşlerinin gittikçe yoğunlaştığını, kendini eve zor attığını anlatıp duruyordu. Bir Pazar günü, eski işimden
Sevim’le buluşmaya karar verdik ve Galleria’ya gittik. Bir iki saati bulan yemek ve sohbetin ardından “Biraz da mağazalara bakalım” deyip, hesabı istedik. Garsonu beklerken, karşı sırada Süleyman’ı gördüm. Yanında koluna girdiği hamile bir kadın vardı. Bana yakın zamanlarda sık sık sözünü ettiği ve yakında doğuracak olan “ablasıdır” diye düşünmüştüm.

O an yıkıldım
Sevim’e hemen döneceğimi söyleyerek, hemen yanına koştum. Süleyman bir an bana “Merhaba” demekte tereddüt etti. Onu o kadar çok özlemiştim ki, boynuna sarıldım ve ablasına kendimi “Süleyman’ın sözlüsüyüm” diye tanıttım. Kadın anlamsızca yüzüme baktı ve “Ne diyor bu Süleyman?” diyerek, bağırmaya başladı. Süleyman “Ne bileyim delidir herhalde, tanımıyorum” diyerek, onu kolundan çekerek oradan uzaklaştırdı. O an dünyam başıma yıkıldı. Daha sonraki günler bana üst üste mesajlar attı. Özür diliyordu, evli olduğunu ama çocuk doğar doğmaz boşanacağını yazıyordu bana. Midemi bulandırıyordu. Hiçbirine cevap yazmadım. İçinde bulunduğum bu berbat durumu anlatmaya çalışıyorum. Ama artık hiç kimseye güven duyamıyorum.

Uzman Görüşü

“Kadın, ihaneti sosyal bir travma olarak yaşıyor”
Erkeğin bu şekilde yalan söylemesi, libidodan çok toplumsal frenlerin zayıf olmasıdır. Bu olayda iki kişi aldatılmaktadır. Hangisinin daha mağdur olduğu önemli değildir. İki kadın da duygusal bağ hissettiği erkeğe güvenmiş ve bu güven çerçevesinde davranmıştır. Kadın bu durumda kendini sorgulamak, nerede hata yaptığını bulmaya çalışmakla meşgul olmamalıdır. Çünkü o, ilişki içinde “normal” davranmıştır. Ancak, diğer insanların da aldatılma durumunu biliyor olması, özverimizin sınırını aşmakta, özgüvenimizi, ruh sağlığımızı alıp götürmektedir.

Kendini suçlu hisseder
Kadının adeta susup, oturmak zorunluluğu vardır. Kendini yetersiz, dikkatsiz, duygularının kontrolünde hareket ettiği için suçlu ve aptal hisseder. Ama işin gerçeği, duygusal yatırım yapılmış ve kaybedilmiştir. Üzgün olmak çok doğaldır. Ancak, kendine güvenin kaybolmasından kaynaklanan mahvolmuşluk aslında duygularımızı ifade etme özgürlüğümüzün olmamasındandır.

Gururu inciniyor
Kadın basitçe ne kadar incindiğini kendine ve etrafına ifade etmez. Bunun yerine kendini ve karşısındakini suçlar. Yaşanması gereken duygu yaşanıp ifade edilemez. Canımız yandığında bir şey olmamış gibi davranmamız beklenir ya da kendi hatamızdan dolayı olduğunun kabul edilmesi… İhanetle ilgili her şey kadının kendini algılayışıyla ve toplum karşısındaki pozisyonuyla ilgili. Sevgilisi tarafından tercih edilen olmaktan çıktığını anlayan kadın, aşağılanmış hissediyor kendini. Gururu bu yüzden inciniyor, toplumdan bu yüzden utanıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir