Ayaşli Ve Kiraciları – Memduh Şevket Esendal

KİTABIN ADI : AYAŞLI VE KİRACILARI

KİTABIN YAZARI. : MEMDUH ŞEVKET ESENDAL

KİTABIN YAYINEVİ : BİLGİ YAYINEVİ

KİTABIN BASIM YILI : Aralık 1988

YAZARIN HAYATI:

1883 Çorlu doğumlu olan M.Ş. Esendal, Rumeli göçmeni çiftçi bir ailenin çocuğuydu. Osmanlı İmparatorluğunun savaşlarla geçen bu en çalkantılı ve yoksul döneminde eğitim görme fırsatı bulamadı. İleriki yıllarda milletvekili, büyükelçi, CHP genel sekreteri gibi mevkilerde göreceğimiz Esendal’ın, ilkokul diploması bile olmamıştı. 1906’da, o zamanlar gizli bir dernek olan “İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. Balkan savaşı nedeniyle, Cemiyet tarafından parti müfettişi olarak Anadolu ve Rumeli’de görevlendirildi. Birinci Meclis, onu Azarbeycan’a elçi olarak yolladı(1920). Türkiye’ye döndükten sonra, eski İttihatçı arkadaşlarıyla birlikte “Meslek” adlı muhalif bir gazete çıkartan M.Ş.E., İzmir suikastı ile başlayan siyasi tasfiyeden en ucuz kurtulanlardandı. 1926’da İran’la başlayan yurtdışı görevi, Azerbeycan ve Sovyetler Birliği”nde elçi ve büyükelçi olarak 12 yıl devam etti. Bu yıllarda Farsça, Fransızca ve Rusça öğrenen Esendal, 1938 yılında döndüğü Türkiye’de yeniden milletvekili, 1942’de CHP genel sekreteri oldu. 1945’de kendi isteği ile siyasetten ayrıldı ve 1952’deki ölümüne dek edebiyatla uğraştı.

KİTABIN KAHRAMANLARI:

Ayaşlı: Eşkiyalıkda dahil daha önceden bir çok işi denemiş daha sonra kalan parası ile bir pansiyon alarak işletmeye başlamış, pansiyonun sahibi.

Halide:Kahramanın pansiyona geldiğinde çalışmakta olan hizmetçi kız.

Fuat:Pansiyonda yıllardır kalan, geçimini şoförlükle sağlayan kiracı.

Faika:Fuatın karısı.Kahramanında pansiyonda en çok güvendiği kadın.

Makbule:Faike Hanımın annesi.

Hasan Bey:Kahramanın hemşerisi ayrıca Ayaşlı’nın en samimi dostu.

Selime Hanım:Hasan beyin Ankara dışında okuyan kızı.

Numan: Ayaşlı’ nın oğlu. Sezsiz bir çocuk gibi görünmesine rağmen çok şımarık büyütülmüş, bunun da bir getirisi olarak çok terbiyesiz bir çocuk.

Şefik Bey:Ayaşlı ve Hasan beyin oluşturduğu grubun üçüncü üyesi.

Abdülkerim Bey:Pansiyonun sekiz numarasında oturan kiracı.

İffet Hanım: Abdülkerim Beyin karısı.

İskender: Altı numaralı odaya taşınan, fabrikatörlükle uğraşan kiracı.

Haki Bey: pansiyonu yedi numarasında oturan, gece alemlerinden çok hoşlanan kiracı.

Turan:Kahramanın pansiyonda en çok beğendiği kadın.

Hüseyin Bey:Hasan beyin samimiyetine inanıp getirdiği, daha önceden bir çok dostu tarafından dolandırılmış, pansiyonun yedi numarasına taşınan kiracı.

Raife Hanım: Halide kocasının yanına gittikten sonra panasiyonda yeni işe başlayan hizmetçi.

Ziynet:Çok dedikoducu olan Raife Hanımın yerine gelen hizmetçi.

Süsen Hanım:Turan Hanımın pek yakın dostalrından bir tanesi.

Berin: Süsen Hanım ile kardeş çocukları.

Doktor Fahri: Kahramanımızın en yakın dostlarından bir tanesi.

KİTABIN ÖZETİ:

Yazarın dosyaları arasında bulunan ve hiçbir yerde yayımlanmadığı anlaşılan yaşam öyküsüdür.Yeni yapılan bir apartmanın dokuz odalı bir bölüğü, Ayaşlı İbrahim Efendi adında bir şahıs tarafından tutulmuştur. İsteyenlere oda kiralamaktadır. Yazarımızdan bu odalardan birini kiralamıştır. Kiracılardan ön plana çıkanlar arasında yazarımız, Ayaşlı, Halide, Şoför Fuat ve karısı Faika, Şefik Bey, Hasan Bey, Abdülkerim ve İffet Hanım,İskender Bey,Turan Hanım ve kocası Haki Bey’dir. Ayrıca yazarımızın arkadaşı Doktor Fahri Bey de romanımızın kahramanıdır. Yazarımızın Turan Hanım’la münasebeti geçmiştir.Hasan Bey yazarımızın hemşehrisidir. Ve apartmanda en içli dışlı olduğu kişidir.Turan Hanım odasında kumar oynattırmaktadır.Ve gelenin haddi hesabı yoktur.Bir çok kişi arasında da parasal yönden sorunlar çıkmıştır.Kumarda en çok karlı çıkanlar Turan Hanım ve İskender Bey’dir. Bu işi bilenler onlardır. Diğerleri ise sadece onlara kaptırmaktadırlar. Yazarımız bir bankada memurdur.İşini iyi yaptığından,hem arkadaşları tarafından sevilir,hem de müdürüyle arası iyidir. Yazarımız evde geçen olayları, işten gelince ondan öğrenmektedir.Hizmetçi,çok pis bir adam olduğu için Şefik Bey’den çok şikayetçidir. İskender Bey fabrikatördür ve zengindir. Haki Bey,karısı Turan Hanım’ın yazarımızla münasebetini görmezlikten gelmektedir.Yazar,Turan Hanım’dan etkilenmiştir ve ‘hayır’ diyememektedir. Ama bu,sevgi ve aşk yönünden değildir.Abdülkerim ve karısı İffet Hanım’ın başı çocukları ile derttedir. Çok huysuz ve sürekli ağlayan, diğer ev fertlerini de rahatsız eden çocukları vardır.Doktor Fahri yazarımızı sürekli evlendirmek ve Turan Hanım’ı bırakmasını istemektedir.Turan Hanım kumar işlerini büyütünce evden ayrılıp,küçük bir ev alarak, kendi kumarhanesini kurmuştur. Bunlar Ayaşlı’nın hiç hoşuna gitmemiştir. İşleri devam ettirmesi için kumar işini İffet Hanım üstlensede rahatsızlığı ve çocuğu yüzünden bu işte pek başarılı olamamıştır. Hasan Bey ve Ayaşlı’nın tek işleri akşamları çilingir sofrasını kurarak siyasi olayları tartışmasıdır. Halide bir adamdan hamile kalınca evden ayrılmış, yerine Raife Hanım hizmetçi olarak gelmiştir. Yazarımızın başına bela olmuştur. Sürekli kızlarını göndererek onlara iş bulmalarını istemektedir. Ondan sonra hizmetçi olarak Zıynet gelmiştir. Yazarımızın yani muhbiridir.
Birgün Hasan Bey hastalanarak hastahaneye kaldırılmıştır. Bu durum Ayvalık’da yaşayan kızı Selime’ye haber verilmiştir. Selime yazarın aklını başından almış ve kendine aşıkl ettirmiştir. Bu ara yine Fahri yazarı evlendirme planları ile uğraşırken yazar bir yolunu bulup müdürünün kızı Melek hanımla nişanlandırılmıştır. Zaten Fahri’nin amacıda budur. Bir akşamla yazarımızla müdürünün evine gittiğinde Melek Hanım’dan gözlerini alamamıştır ve sonunda muradına ermiştir.
Bu olaylar olurken Hasan Bey’in durumu gittikçe kötüleşmektedir ve en sonunda ölmüştür. Yazar Selime’ye ne kadar kal desede Selime bunu reddederek Ayvalık’a geri dönmüştür. Yazar Ayvalık’daki arkadaşları ile sürekli mektuplaşarak Selime’nin durumunu öğrenmektedir. Birgün Selime tarafından geleceğini haber veren bir telgraf gelir. Yazar buna çok sevinir. Bu ara Şefik Bey ölür. Kafası kesilmiş bir şekilde ölü bulunur. Zaten arkadaşları o kadar düzgün insanlar değildir. İskender ortaklarının pis işlerinden dolayı hapse atılır. Doktor Fahri yazarımızı evden ayrılıp yanına gelmesi konusunda sürekli sıkıştırmaktadır ve ev halkı yavaş yavaş dağılmaktadır. Selim Ayvalıktan döner ve yazarımızın ikisi için bir ev tutar. Fahri ile Melek, yazar ile Selime müdürün evinde nikahlanarak aynı gün dünya evine girerler. Ayaşlı ile kiracıları da ölüme ve ayrılıklara dayanamayarak dağılmıştır. Ayaşlı kocası tarafından terk edilen Faika’yı da yanına alarak başka bir yere taşınır. Ayaşlı her zaman yazarı ziyarete gelir, bir zaman sonra ziyaretler kesilir.
Bir gün Selime, babası Hasan Bey’i ziyarete gittiğinde yanında başka bir mezarında olduğunu farketmiştir. Bu mezar ise Ayaşlı’nındır. Ayaşlı da bu hayatta yorgun düşerek hakkı rahmetine kavuşmuştur.

KİTABIN ANA FİKRİ:
Romanın asıl önemi, bir dönüşümün, yeni yaşam biçimlerinin çok iyi gözlemlenip aktarılmasından geliyor. Ankara’nın, başı sıkışan herkesin ilk başvuru yeri haline gelişi, kadın ve erkeklerdeki giyim kuşam ve davranış değişiklikleri, iş adamlarının otellerde verdiği ziyafetler, uyuşturucu ticaretinin yavaş yavaş yüksek mevkilerdeki kişilere bulaşması, bürokratların tartışılmaz iktidarı gibi motifler, Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan -ve bugüne dek gelen- bozukluklar olarak yazarın gözünden kaçmamış.
Haki Bey ve Abdülkerim, -aldatılan kocalar olarak- Tanzimat romanından miras kalan Batılılaşma sorununun ve manevi değerlerdeki bozuluşun Cumhuriyet döneminde yeniden ortaya çıkışı olarak değerlendirilebilir. Ancak, olumlu bir yeni insan tipini de ihmal etmez Esendal. Anlatıcı ve Selime’nin düğünü, Cumhuriyetin arzuladığı ailenin kuruluşunun müjdecisidir. Esendal için, bu toplumun sağlıklı yapı taşları sağlıklı ailelerdir!

ŞAHSİ GÖRÜŞ:
Esendal’ın edebiyatımıza getirdiği en önemli yenilik, ele aldığı konuları büyük bir sadelikle işlemesindedir. Ve diğer kitaplarındada olduğu gibi bu kitabındada roman sıradan insanların yaşamları etrafında gezinir. Öyküye hayatın rastgele seçilmiş bir anından sözederek başlar, çok canlı insan tiplerini anlatır. Bu tipler, eski edebiyatın yüceltilmiş kahramanları değildir. Öykü boyunca bilgiçlik taslamaz, yazarı işin içine sokup bilgece açıklamalarda bulunmaz. Şimdiki zamanda karşılıklı konuşmalarla ilerleyen öyküleri, okuyucuyu daha etkin kılmaya yöneliktir. Geleceğe olan inancıyla, toplumsal sorunlardan, kötü insan tiplerinden bahsederken bile, ufukta gördüğü ideal bir insanı da sokar işin içine.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir