Refik Halit Karay – Memleket Hikayeleri

A)BİÇİM BAKIMINDAN

Kitabın Adı:Memleket Hikâyeleri
Kitabın Yazarı:Refik Halid KARAY
Yayın Evi:İnkılâp Yayınevi
Basım Tarihi:Ocak 1999

B)İÇERİK BAKIMINDAN
Hedeflenen Kitle:Bu kitap yetişkenler hedeflenerek yazılmıştır.

C)DİL VE ANLATIM ÖZELLİĞİ
Altı Çizilen Önemli Cümleler: “Çünkü mütareke yıllarında bulunuyorlardı;cepheden veya esaretten sıskası çıkmış dönen,hastahaneden tedavisi bitmeden sakat ve illetli olarak kapı dışarı edilen nice yedek subaylar vardı ki,ne maaş alabiliyorlar,ne iş bulabiliyorlardı.Yıllarca özlemini çekerek,yaşadıkları hudutlardan,evlerine dönünce açlıktan ve yoksulluktan bir tutam mutluluk ve rahata kavuşamamışlardı.Bu öyle bir devir idi ki,yalnız askeri bir felakete bağlı kalmıyordu;sosyal bakımdan da dünyanın en korkunç,usandırıcı ve kemirici bir devresi idi;koca bir insan soyu,dermansız babalar,ezgin analar,gıdasız çocuklarla,özellikle bozulan bir ahlâk ile kavruk,yatkın çürük kalmıştı.”

Özetleme:

YATIK EMİNE

Yatık Emine Ankara’da eşleri birbirinden ayırmış, neredeyse bütün memlekti birbirine düşürmüş bir hayat kadınıdır.Emine,kaymakamlık tarafından Ankara’ya iki gün uzaklıkta,kışları soğuk,yazları ise susuz ve dayanılmaz sıcak olan,çok ahlâklı bir kasabaya gönderilir.Amaç;Emine’nin oradaki insanları örnek alarak huylarını değiştirip,iyi huylu biri olmasıdır.
Emine’ her yerden sürülerek bu kasabaya gönderilince herkes onu ters bir insan,bazen İstanbul sokaklarında rastladıkları;sigarası parmaklrında,allıkları yüzünde,peçesi açık,dişleri çürük,yürüyüşü kıvrımlı,tıknaz ve hazırcevap biri olarak düşünür.Fakat Emine tam tersine çok sakin,kaymakam tarafından sorulan sorulara bile korkarak cevap veren biridir.Kapkara çok güzel gözleri olan Emine’ye çoğu erkek ister istemez kendini kaptırır.

Edindiği dostu Server’in Emine’ye aldığı giysileri,evindeki eşyaları bir gün Emine yokken mahallenin kadınları evine girip alırlar.Ama kimse Emine’yi dinlemez.Bu yüzden açıkta kalır.Emine’ye yardım eden adamlar da birbirlerini kıskandıkları için anlaşmazlıklar çıkar.Bu yüzden Emine aç kalır.Bir akşam kötü amaçlarla Emine’nin evine giden adamlar Emine’yi donarak ölmüş olarak bulurlar.

ŞEFTALİ BAHÇELERİ

Anadolu’nun Saadâbadlarından biriydi bu kasaba.Irmağa giden yol sayısız şeftali bahçelerinin arasından geçer,gider.Bütün kasaba şeftali kokar.Burası uzak diyarlara ün salmış,dillere destan olmuş bir yerdir.Buradaki mutasarrıflar işleriyle asla meşgul olmazlar,hep eğlenirler.

Kasabaya yeni bir Yazıişleri Müdürü gelir.İkindi vakti kalemlerin boşalıp dairelerde kimsenin kalmadığını görünce hayrete düşer.Buraya ilk geldiğinde buradaki en büyük memur olacağını ve insanlaraparmak ısırtacak eserler yapmayı plânlar.Buradaki memurların şeftali bahçeleri içinde sürekli rakı içip eğlenmelerine sinir olur.Önerdiği hiçbir fikir kayda alınmaz.Yeni müdür bir gün muhasebecinin ısrarlarına dayanamaz ve hatrını kırarsa güceneceğini söyleyen muhasebecinin kır gezisi teklifini kabul eder. içinden bir kereden birşey olmaz diye geçirir.Bu gezi çok hoşuna gider.Birkaç gün sonra ırmağa yıkanmaya gideceklerini söyler memurlar ve müdürü de çağırırlar.Müdür ırmağı hiç görmediğinden bu teklifi de kabul eder.Dönüşte değirmende yiyip içerler.İçkiyi çok kaçırdıklarından orada sızarlar ve geri dönemezler.

Bir süre sonra müdür de onlardan olur.İşleri boşlar.Arkadaşlarına kendini mazur göstermek için toyluğunu öne sürer.Sabah eve giren ve sinirleri gevşeten olgun bir meyve kokusu eşliğinde nargilesini alıp bir köşeye oturur.Bu kasabaya ilk geldiğindeki çalışma isteğini ve arkadaşları eğlendiği için onlara kızdığı günleri tebessümle anarb ve nargilesini içine çekerek “Gel keyfim gel..” der.Bundan sonra da hep rahatına bakar.

KOCA ÖKÜZ

Hacı Mustafa ağa her sene pazardan öküz alır.Ekini kaldırır,döveni döndürür,malı ambara taşır,öküzü iyice kullandıktan sonra güze doğru pazara götürüp aldığı paraya satar.Böylece karın tokluğuna yaşar.Mustafa jandarmalık yapmış,Hicaz’a gidip hacı olmuş,gözü açık ve hileci bir adamdır.Memurlarla ve işinin düşeceği adamlarla senlibenli konuşur,odalarına uğradıkça ikram görür.Arasıra Mustafa da onlara hediyeler verir.

Bu sefer aldığı öküz tembeldir.Fakat bundan Mustafa’nın haberi yoktur.Öküz ahıra gidince bir yatar bir daha kimse onu yerinden kaldıramaz.Mustafa,oğlu,yanaşması ve birkaç kişi daha iple çekerler fakat hayvanı kıpırdatamazlar bile.Gerektiğinde döverler ama hayvan banamısın demez…

Bir gün Hacı Mustafa Kasap Cavga Rıza’ya gider.O’na iyi beslenmiş bir öküzü aldığı paraya satabileceğini söyler.Bütün sorumluluğu üstünden atar,kasabın kendisinin gelip öküzü almasını,öküzün hiçbir şekilde kıpırdamadığını söyler.Kasap bunu kabul eder fakat iki mecidiye eksiğe alacağını söyler.Mustafa kabul eder.Kasap öküzü almaya geldiğinde azıcık bir dürtmeyle öküzü kaldırır.Bunun üzerine Mustafa küplere biner.Sebepsiz yere yanaşmasına tokat atar.O sinirlerini yatıştırmaya çalışırken tellâl tüm kasabaya kasabın dükkânında öküz kesileceğinei,isteyenlerin gelmesini duyurur.

VEHBİ EFENDİNİN KUŞKUSU

Vehbi Efendi Düyunu Umumiye idaresinde kantar kâtibidir.Hehbi Efendi kendi halinde,sakin biridir.Ürkek,bön ve durgun bir adamdır.Soru sorulmadıkça kendiliğinden konuştuğu görülmez.Bütün günlerini evi ve kalem arasında pürüzsüz,değişiksiz bir makara gibi sarmak,tüketmek onu memnun eder.

Dört kuruş maaşına imrenerek kısmetler tâ ayağına kadar geldiği halde evlenmemiş,kadın nedir bilmez Vehbi Efendi.Oturduğu bina tahta bir kapı çekilerek ikiye bölünmüştür.Evinin diğer yarısında bir kadın,iki de kızı oturur.Kızların biri küçük biri de gelinlik yaşındadır.Büyük kız Vehbi Efendi’ye hep cilveler yapar ve onu ayartmaya çalışır.Bir gece Vehbi Efendi dayanamayıp kapıyı çıkarıp kızn yanına gider fakat korkusundan hemen geri döner ve kapıyı da yerine takar.
Bir gün muhtar Vehbi Efendi’nin yanına gelir ve yan komşusu kızla evlenmek zorunda olduğunu çünkü kızı gebe bıraktığını söyler.Vehbi Efendi böyle birşey olmadığını savunsa da muhtar,kapının çivilerinin yamuk olduğunu ve benzeri örnekler göstererek adamcağızı ikna eder.Kız ve Vehbi Efendi evlenir,dokuz ay sonra da çocukları olur.Bir gün Vehbi Efendi kahvenin önünden geçerken mahallenin en çapkın erkeği,Vehbi Efendi’ye çocuğu nasıl yutturduklarını bağırır.

SARI BAL

Sarı Bal bir çengidir.Eğlenmek isteyenler Sarı Bal’ın evine gider ve rakısını yudumlayarak Sarı Bal’ı izler.
Bir gün Sarı Bal’ın kapısı çalar.Önce kapıyı açmak istemez ama kapıyı çalanın Hilmi Ağa olduğunu öğrenince kapıyı açmak zorunda kalır.Hilmi Ağa o kasabada herkese lâfını dinletir.Sarı Bal Hilmi Ağa ve yanındakilerieğlendirir,sürekli rakı verir.Kasabaya yeni dgelen polis müdürü katı olduğundan bu şekilde eğlenmeyi yasaklamıştır.O yüzden Sarı Bal’ın evinin önünde sürekli devriye gezdirir.Fakat o gün kar yağdığından nöbetçiler ortalıkta olmaz diyendüşünüp gelir Hilmi Ağa ve arkadaşları.Fakat yanılırlar.
Biraz sonra kapı çalar ve polis içeri girer.Herkesi toplar.Evde iki tane yatak vardır.Bir tanesinde iki çıkıntı bir tanesinde ise bir çıkıntı bulunmaktadır.Polis,Sarı Bal’ın iki tane çocuğu olduğunu bilir faka t üçüncü kişinin kim olduğunu tahmin edemez.Örtüyü açar.Örtünün altından çıkan kişi amirine ne diyeceğini bilemez.

ŞAKA

Şakir Efendi,Servet Efendi ve Nedim Bey, deniz kenarında bulunan bir kasabada yaşayan samimi üç arkadaştır.Bu üç arkadaş işleri bittikten sonra hep balık pazarına giderler.Havası,suyu,yemeği istekler uyandıran bu memlekette kadınsızlıktan yakınırlar.Her akşam gezdikten sonra içmeye giden bu arkadaşlar yine içmeye giderler.Geçtikleri sokakta birden Servet Efendi karşıdan gelen iri uzun,ince yapılı kızı göstererek beğendiğini söyler.Arkadaşları da o kızın adının Despina olduğunu söylerler.
Gazinoya varırlar ve bir güzel sarhoş olurlar.Daha sonra gazinodan çıkarlar ve yürüyerek kumsala giderler.Kumsalda,karanlıkta gevrek bir kadın gülüşü ve sularda çıpınma sesi duyarlar.Servet Efendi birden soyunmaya başlar.Arkadaşları naptığını sorduklarında o sesin Despina’nın sesi olduğunu iddia eder ve poposuna çimdik atmaya gideceğini söyler.Sonra da denize atlar.
Ertesi sabah Üzerine jandarma kaputu örtülü ıslak ceset ağlara dolanmış bulunur.

KÜS ÖMER

Zehra Ömerle bir hafta içinde evlenecektir.Ömer herkese benzeyen bir adam değildir.Önceleri arabacılık yapardı.Fakat bir keresinde Hüsmen’in atları kendisinin atlarını geçtiği için arabacılığı bırakmıştır.

Çocukluğunda güreşirken sırtı yere geldi diye alıp başını gitmiştir.Bunun üstüne bütün yaz kasabaya uğramamıştır.Bu yüzden de adı “Küs Ömer”e çıkmıştır.Şimdi tütün kaçakçılığı yapar.

Zehra ile evlenir.Zehra’nın elleriyle baktığı ve çok sevdiği kazları vardır.Bir gün Ömer sözünden çıkamadığı Eşref Ağa’nın ısrarıyla kaz dövüştürmeye karar verir. Dövüşün sonunda Ömer’in kazı yenilir.Ömer eve gelir ve kısrağını alır.Kısrağına atladığı gibi başını alır gider.

BOZ EŞEK

Hüssmen Hoca ve köy halkına Tanrı Misafiri ihtiyar,güçsüz,hasta ve yaşlı bir adam gelir.Yanında da eşeği vardır.Fakat yaşlı dede çok hastadır.Yaşlı dede ölürken kuşağındaki sekiz altınla eşeğini Mekke’ye vakfetdiğini vasiyet eder.Köy halkı Boz-Eşeğe dinsel bir ödev gibi bakarlar.

Hüsmen Ağa yorucu ve uzun yola ramen eşeği kasabaya götürüp hükümete teslim etmek ister.Fakat Kabak Kadı’nın İstanbul’da olduğunu öğrenir.Kaymakam ve Jandarma onu iki hafta oyalar.Hüsmen Ağa da köyüne döner.İki hafta sonra tekrar kasabaya gider.Kaymakam ve jandarma,Hüsmen Ağa’yı tekrar başlarından savarlar çünkü Kabak Kadı henüz İstanbul’dan dönmemiştir.Üçüncü yolculuğun dönüşü yine eşek arkada olur.Böyle iki buçuk ay geçer.
Boz Eşek köyde serbesttir ve dolaşıp dolaşıp gelir.Fakat bir gün geri dönmez.Köylüler yazılan belgelere,basılan mühürlere bakarak eşeğin Hicaz’a gittiğine inanırlar.Fakat olayın yılında kasabada Hüsmen Ağa,pazar yerinde Boz Eşeğ’i Kabak Kadı’nın altında görür.

YATIR

Kasabalı,yenecek ve yakacak ne gerekliyse eylül ayı içinde hazırlar ve soğuk aylara kaygısız girer.Fakat kasabalının bir sıkıntısı vardır.Çünkü girdiği köyde bir çift hayvan bırakmayan veba,yöreyi eli böğründe bırakır.

İki sene için hamamı kiralayan İlistir Nuri hamamda yakmak için içinde Evliya yatır bulunan Maslak’taki ormana göz dikmiştir.Bir çare bulamadığı takdirde hamam ona tarlaları sattırıp İlistir’i batıracaktı.

İlistir bir gün ak sakallı,yeşil sarıklı,yarı ermiş bir köylü olan Abdi Hoca’ya rastlar.Abdi Hoca’yı,Kadri Şeyhi’nin rüyasında üç gündür bir ermiş,yatırlar,karanlık nemli yerlerden,en çok da çam kokusunda hoşlanmazlar diye gördüğünü anlatıp kandırır.Abdi Hoca da Kadri Şeyhi’ne görünen ermiş bana görünmüyor,şanım şöhretim elden gidiyor diye rüyayı doğrular.Bundan sonra da Maslak Tepesi’nde sadece bir yatır kalır.

KOMŞU NAMUSU

Eyüp’de memur olan Şakir Efendi ile memur adayı Osman Efendi,Baki Efendi’nin karısının pencereye renkli mendiller asarak aşığına işaret verdiğini keşfetmiştir.Asılan mendil beyaz ise “Baki Efendi evde yok”,kırmızı ise “evde demek” olduğunu keşfetmiştirler.Her gün bunu konuşurlar ve aralarında tartışırlar.

Bir gün Osman Efendi’yle Şakir Efendi,Baki Efendi’yi iki tek atmak için akşam yemeğine davet ederler.Yemekte konuyu karısının eve adam aldığına getirirler.Sonra Baki Efendi’nin evinin karşısında oturan Şakir Efendi’nin evine giderler.Geç saate kadar beklerler.Karısının eve bir adam aldığını görürler.Şakir Efendi hemen eve gider.

Ertesi gün Şakir Efendi merakla neler olup bittiğini sorar Baki Efendi’ye.Baki Efendi,evine giren adamın doktor olduğunu ve karısının sanclandığını anlatır.Şakir Efendi de neye uğradığını şaşar.

YILDA BİR

16 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir